15.03.2019, 00:01 33

'Medeniyet İnşası' 15.03.2019


Bir medeniyetin inşası bir şehrin inşası ile başlar…

Yesrib'i Medine yapan ve bir medeniyeti inşa eden süreç o şehri 'adalet yurdu' yapmak ile başlamıştır. Kudüs ve İstanbul, Resulullah'ın hayatını hayatlarına tatbik edenlerin 'medeniyet sünnetlerinin' ihyâsı ve icrasıdır. Medine ile başlayan medeniyet anlayışımızın çıraklık eseri Kudüs, kalfalık eseri Endülüs ve ustalık eseri İstanbul'dur…
Medeniyet; farklı inanç, fikir, ırk, dil ve renkteki insanları aynı şehirde akıl, din, can, nesil ve mal emniyetinin sağlanmasıyla bir araya getirir. Medeniyet; insanları değil şehri yöneterek, insanlara hakîm değil hakem olarak ortaya çıkar. Şehrin yönetimi gönüllülük sözleşmesi ve kalbin iktidar yapılmasıyla sağlanır. İşte Medine, yeryüzünde insanlık tarihinin gördüğü en güzel medeniyet örnekliğini bu şekilde ortaya koymuş ve en ideal yönetim sisteminin tesis edildiği bir anlayışla adalet yurdu ve milli görüş''ün temel anlayışı olmuştur.
Bizler bugün yaşadığımız çağda “medeniyet, mü'minin yitiğidir.” diyerek yüreği kan ağlayan insanlarız. Şehirlerimizi işgale açan yitirdiğimiz medeniyet anlayışımızdır. Bu sebeple işgal edilen şehirlerimizi ilk önce kalbleri medineleştirerek fethe açacağız…
Evet bizim bir fethe ihtiyacımız var !
Fetih yani kaybedenin olmadığı bir zafer…
Bu sebeple 31 Mart bizim için kaybedenin olmadığı bir zaferi müjdeliyor.
Bizler bu ruh ve şuur ile her seçimde olduğu gibi nasibi olanlar için yine fethe hazırız. Evet 'dürüst olmak gerekirse' dedik ve gerçekten dürüst olmak gerekirse “öyle bir kazanacağız ki kaybeden olmayacak !” diyoruz. Bu sebeple kaybedeni olmayacak bir fetih anlayışıyla şehirlerimizi yönetmeye başkan adayları değil şehr-i eminleri aday yapıyoruz. Her bir adayımız yaşadığı şehri 'adalet yurdu' yapacak, medineleştirecek ve yeryüzünde yaşayan bütün canlılar için sığınılabilecek selâm ve esenlik yurdunun imarını gerçekleştirecek inanç ve azme sahiptir. Bu inanç bize bütün şehirlerimizin heyecan ve idealini yüreğimizden bir an bile eksik etmediğimiz 'yeni bir dünyanın' küçük birer örnekliğini insanlık ümmetine sunacak birer vesile olacaktır.
Toprağın, havanın, suyun ve enerjinin insanlığın ortak mülkü ve mirası olduğu bilinci ile şehirlerimizi yeniden bu anlayışa uygun olarak imar ve ıslah edecek, gelecek nesillere de yaşanabilir şehirleri emanet olarak bırakacağız. Fıtri olanın peşinde sadece insan için değil bütün canlılar için yeni bir dünya kuracağız. Betona hapsedilmiş, toprağa yoksun bırakılmış, gökyüzüne hasret kalmış gözlerimizi, iyilik ve güzelliğe susamış yüreklerimizi yeniden aydınlığa açacak bir nefes bir inşirah cemresini hep birlikte kentlerin çorak bıraktığı yüreklere şehirlerimizle birlikte düşüreceğiz. İhaneti ibadet aşkıyla gerçekleştirip, pişmanlığı bir başka ihanet ile yaşayanların fasit döngüsünden şehirlerimizi de hep birlikte kurtaracağız. Toprağı geçtik, gökyüzüne çimento dökenlerin imarla barışık, ironik ve çelişik hallerini ibretle izlerken bir saniye bile kaybetmediğimiz umudumuz ve heyecanımızla halkımıza çare olacağız. Rantın ve yolsuzluğun merkez üssü haline dönüşen belediyecilik anlayışını yeniden “halka hizmet hakka hizmettir” anlayışının merkez üssü haline getireceğiz. Gönlünü ve ruhunu gömleği ile birlikte çıkaranların, küresel pazara sermaye yaptıkları yurdumuzu yeniden özgürlüğüne ve bağımsızlığına kavuşturacağız. Tüketen kentlerin tüketilen insanlarını, üreten şehirlerin birer banisi yapacağız. İnsanı toprakla, toprağı insanla yeniden buluşturacağız.
Şehirlerimizi kadim tarihimizin birer iz düşümü haline dönüştüreceğiz. Bu anlamda kentsel değil “medeniyetsel dönüşüm” politikalarımızla mesela ; Konya'mız,Kayseri'miz,Sivas'ımız,Erzurum'umuz,Diyarıbekir'imiz,İstanbul'umuz ve Hatay'ımız Selçuklunun/Osmanlının birer iz düşümü olarak insanlığa,kültür ve medeniyet şehirleri olarak sunularak yeniden tarihi kişiliğine ve kimliğine kavuşacaktır. Şehirlerimiz de bu anlamda kimlik ve kişiliğimizin, hayata bakış açımızın en önemlisi ruhumuzda taşıdığımız değerlerin birer aynasıdır. Betonun soğukluğuna terkedilmiş yalnızlığımızı bayram sevinçlerine dönüştürecek; taşın,toprağın,suyun ve ahşabın keşfini yeniden gerçekleştirecek mavi ile yeşili şehirlerimize hakim kılacağız. İnşallah güven ve huzur veren şehirleri hep birlikte kuracağız…
Bir şehrin kimliğini oluşturan temel prensipleri dikkate aldığımızda insana huzur veren, ona güvende olduğunu hissettiren asfalt ve beton değil insan ve medeniyet ilişkisidir. İnsanın tabiattan koparıldığı ve suni tabiatın mimarisine yüksek bedeller ödeterek bir avuç insana imkan ve ortam sunulan hedonist anlayışa son vermeliyiz. İnsanımız;tabiatla iç içe yaşayan,en geniş anlamda imkan ve ortamı paylaşan,birbirlerine destek olan şehirlerinden koparılarak, büyük kalabalıklar arasında tek başına yaşamaya mahkum edilmiştir. Bu durum insanımızı yalnızlığa ve güvensizliğe itmiş, toplumsal bunalım bu sebeple kollektif bir hal almıştır. İnsanlar arasında mesafenin en aza indiği yoğun/yorgun şehir ortamında çelişki ve çatışmaları önleyecek ahlâkî ,hukukî ve idari sistemlerin bir bütünlük içinde işletilmesini sağlamak mecburiyetindeyiz. Bu sebeple her şehr-i emin, en başta ifade ettiğimiz “adalet yurdunu” yani emin beldeyi bu insanlık ümmetine ve milletimize sunmak zorundadır.

31 Martta kaybedenin olmadığı bir zaferin müjdesini 81 ilden ve Hatay'dan bütün insanlığa duyurabilmek, 1 Nisan sabahı soluksuz bir mesai ile yeni bir dünyanın örneği olacak şehirleri kurmak duasıyla…
Yorumlar (0)
sanalbasin.com üyesidir
18
açık
Namaz Vakti 23 Şubat 2024
İmsak 05:52
Güneş 07:12
Öğle 12:57
İkindi 16:03
Akşam 18:33
Yatsı 19:47
Puan Durumu
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P
Whatsap İhbar Hattı