11.07.2021, 13:33 142

ŞÜKREDEN BİR KUL OLMAYAYIM MI?

     "Nasılsın?" dedi; "çok şükür" dedim. “Kime?” dedi; öylece bakakaldım... Evet, kime çok şükür? Kime teşekkür ediyoruz böyle? Farkında mıyız acaba?

     Elbette ki afiyeti ve sıhhati verene; günü ve geceyi döndürene; Yeri-göğü rengârenk nimetlerle bezeyene, süsleyene ve hepsini insanoğluna rızık diye hediye edene şükrediyoruz... Yani, Şafî'ye çok şükür, Müdebbir'e çok şükür, Mün'im'e çok şükür, Rezzak'a çok şükür diyoruz.

     Dilimizden bir anda dökülen bu "şükür" kelimesinden bütün esmâya bir yol bulabilirsin arkadaşım. Zira şükür ve hamd elbette ki sadece O'na aittir. Ve bir tek O'na şükredilir ve hamdedilir. Her gün, beş vakitte en az kırk defa bunu ilan etmemizin sırrı da burada gizli değil mi? İşte bu sırra biraz erebiliyorsak doğru yoldayız demektir.

     “Ya Rabbi! Sana hamdettiğim için de hamdederim” der Üstad Necip Fazıl. Yani şükretmek, hamdetmek büyük bir ni’mettir aslında. Öyle büyük bir ni’mettir ki öyle herkese nasip olacak türden değil. Zira şükür başlı başına bir yaşam şeklidir, bir hayat yoludur. İnanan/inandığını iddia eden her mü’min için gidilecek, yürünecek uzun ve çetin bir yoldur. Bu yolda emin ve istikrarlı adım atanlar bahtiyar sayılırlar. Bu yüzden öylece dudaklardan dökülen bir “Elhamdülillah, çok şükür” cümlesiyle şükrediyoruz düşüncesine kapılamayız. Bu durum bizim şükürden nasibimizin olmadığına bir işaret olur…

     Bir eserinde “Şükür, nimette in’âmı görmektir” diyor Üstad Bediüzzaman. Yani, şükür nimetin sahibini tanımak, O’nun ihsanı olduğunu bilmek ve her nimetin üstünde, özünde O’nun Rahîm adını okumak ve kudret mührünü görmektir. Bir başka ifadeyle her nimette O’nu hatırlamak ve O’nu hatırladığını izhar etmek için kulluğunu takınmaktır şükür. Bu, o kadar basit ve kolay bir iş değil elbet. Zira irade ister, emek ister, mesai ister, şuur ister, ilim ister, bedel ister. Ve dahası aşk ister. Evet, aşk yoksa her işte büyük bir eksik ve büyük bir kusur var demektir arkadaşım. Halimize bak ve demek istediğimi anla!

     Şimdi söyle bana arkadaşım, günde en az kırk defa hem de Yüce Huzur’da iken “Elhamdülillahi Rabbil Âlemin” diyen bizlerin şükürle arası şimdilerde nasıl sence? Peygamberlere bile nasip olmayan sayısız nimetlere mazhar olmamıza rağmen kaçta kaçımız “Elhâmdülillah” kelimesinin ifade ettiği bir manayı hayatının bir köşesine almış? Hangimiz Fatiha’nın şükür kapısından girip aynı kapıyı gönül kapısı eylemiş ve o kapının eşiğine ömrünün bir parçasını serivermiş? Kaç kişimizin öyle bir hayali, öyle bir derdi, öyle bir ateşi, öyle bir sevdası var? O yüzden “şükrediyoruz” deme bana. Her sözümüz, her eylemimiz, her halimiz, her tavrımız ve hatta şükür diye yaptığımız her amelimiz şükürden o kadar uzak ki!

     Bak, Cenâb-ı Hakk’a yaklaştıran, O’na şükrümüzü ifade eden ve adeta Rabbimizin “Ey kulum! Haydi, biraz daha bana yaklaş” dediği Kurban Bayramı’na adım adım yaklaşıyoruz bugünlerde. Herkeste kendine göre bir telaş hâkim bu nedenle. Genel olarak bu telaşın kaynağı nedir sence? Takva mı, başka bir şey mi? Afrikalı, Yemenli, Suriyeli yetimler mi yoksa közün üstündeki etler mi? Söyle arkadaşım, böylesine ince bir meselemizin bile temeli neye ve nereye dayanıyor? Sor nefsine, sor gönlüne... Sustun bakıyorum…

     Neyse arkadaşım, yapılacak bir şeyler var mı? Yapılacaksa nasıl yapılacak? Yapılırsa bir işe yarayacak mı? İnan bilemiyorum. Çünkü en küçüğümüzden en büyüğümüze kadar öyle bir haldeyiz ki bu kırık kalemim tariften acizdir. Çünkü uykudayız hepimiz. Hem öyle bir uykudayız ki bilinen en keskin hakikatler bile uyandıramıyor sanki bizi. Kimimiz tablet, bilgisayar oyunları uykusunda; Kimimiz geçim uykusunda; kimimiz makam, kariyer uykusunda; kimimiz mal-mülk, servet uykusunda; kimimiz de gerçek siyasetle alakası dahi olmayan ve adına siyaset dedikleri tamamen yalan-dolan üzerine bina edilmiş derin mi derin menfaat uykusunda… İşte böyle uyku içinde uykudayız. Bundan ötürü ben -doğru mu yanlış mı bilemiyorum- şimdiki bizden kaçarak Üstad Necip Fazıl’ın şu feryadına nâçar dört elle sarılıyorum:

“Aldırma böyle gelmiş bu dünya böyle gider...”

     Hülasa arkadaşım, daha fazla sözü uzatmadan sadede gelelim ve son kelâmımızı edelim artık. Şakir olmanın, şükreden kul olmaya çalışmanın bu Fakir’e göre en güzel tarafı nedir biliyor musun? Gül kokulu Nebevî şu kelâmı bir gün şöyle ta gönülden yana yana söyleyebilme ümidi:

“Şükreden bir kul olmayayım mı?”

     Ne dersin? Bir gün söyleyebilir miyiz? Söyleyebilecek miyiz?

Yorumlar (0)
29°
açık
Namaz Vakti 05 Ağustos 2021
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 0 0
2. Alanyaspor 0 0
3. Altay 0 0
4. Antalyaspor 0 0
5. Beşiktaş 0 0
6. Karagümrük 0 0
7. Fenerbahçe 0 0
8. Galatasaray 0 0
9. Gaziantep FK 0 0
10. Giresunspor 0 0
11. Göztepe 0 0
12. Hatayspor 0 0
13. Başakşehir 0 0
14. Kasımpaşa 0 0
15. Kayserispor 0 0
16. Konyaspor 0 0
17. Rizespor 0 0
18. Sivasspor 0 0
19. Trabzonspor 0 0
20. Malatyaspor 0 0
Takımlar O P
1. Adanaspor 0 0
2. Altınordu 0 0
3. Ankara Keçiörengücü 0 0
4. Ankaragücü 0 0
5. Erzurumspor 0 0
6. Balıkesirspor 0 0
7. Bandırmaspor 0 0
8. Boluspor 0 0
9. Bursaspor 0 0
10. Denizlispor 0 0
11. Eyüpspor 0 0
12. Gençlerbirliği 0 0
13. Kocaelispor 0 0
14. Manisa FK 0 0
15. Menemenspor 0 0
16. Samsunspor 0 0
17. Tuzlaspor 0 0
18. Ümraniye 0 0
19. İstanbulspor 0 0
Takımlar O P
1. Arsenal 0 0
2. Aston Villa 0 0
3. Brentford 0 0
4. Brighton 0 0
5. Burnley 0 0
6. Chelsea 0 0
7. Crystal Palace 0 0
8. Everton 0 0
9. Leeds United 0 0
10. Leicester City 0 0
11. Liverpool 0 0
12. Man City 0 0
13. M. United 0 0
14. Newcastle 0 0
15. Norwich City 0 0
16. Southampton 0 0
17. Tottenham 0 0
18. Watford 0 0
19. West Ham 0 0
20. Wolverhampton 0 0
Takımlar O P
1. Deportivo Alaves 0 0
2. Athletic Bilbao 0 0
3. Atletico Madrid 0 0
4. Barcelona 0 0
5. Cádiz 0 0
6. Celta de Vigo 0 0
7. Elche 0 0
8. Espanyol 0 0
9. Getafe 0 0
10. Granada 0 0
11. Levante 0 0
12. Mallorca 0 0
13. Osasuna 0 0
14. Rayo Vallecano 0 0
15. Real Betis 0 0
16. Real Madrid 0 0
17. Real Sociedad 0 0
18. Sevilla 0 0
19. Valencia 0 0
20. Villarreal 0 0
Whatsap İhbar Hattı