BİR BAŞIMIZI KALDIRIP YAPILAN ANLAŞMALARI GÖREBİLSEK

Birkaç gün önce tüm Türkiye’nin ve gelecek nesillerimizin kaderini etkileyecek, belki de ülkemizi süper lige taşıyacak 4 adet anlaşma imzalandı.
İmzalanan bu anlaşmalar kamuoyunda ya yeterince anlaşılmadı veya değeri takdir edilmedi.
Hatta Ak Parti teşkilatlarında bile yeterince gündem olamadı. Bu kadar önemli ve değerli anlaşmaların yeterince gündem olamaması doğrusunu isterseniz beni bir hayli şaşırttı.
Bunlardan üçü Irak başbakanı ülkemizi ziyaret ettiğinde kamuoyuna açık bir şekilde imzalandı.
Birincisi, daha önce Misakı Milli sınırları içerisinde bulunan ve Lozan anlaşmaları sonrasında adeta petrol gelirlerinden %10 hisse karşılığı devredilen Musul ve Kerkük konusunda yapılan anlaşmaydı.
Bilindiği gibi Musul ve Kerkük İngilizlere petrol gelirlerinin %10 hissesi karşılığında devredilip, sonra bir katakulli ile bu hisseler 500 bin sterlin karşılığında verilmişti. Neredeyse bir yıllık geliri karşılığı satılan bu hisseler Ülkemizi büyük bir gelirden mahrum etmişti.
Yeni yapılan anlaşmayla Musul Petrollerinin %15 hissesi yeniden satın alınmış, gelecek nesillerimize güzel bir hediye sunulmuştur. Bu petrol geliri ülkemize sürekli akan bir döviz fırsatı yakalatmış, dışa bağımlı enerji açığımızın bir kısmını karşılamıştır.
İkincisi ve yine en önemli maddelerden birisi günlük ihtiyacımız olan 1 milyon varil alım anlaşmasının yapılmasıdır. Bugün dünyada Hürmüz Boğazı krizinden kaynaklanan büyük bir petrol açığı oluşmuştur. Petrolün fiyatından daha önemlisi petrol tedarik sorunu olmuştur. Birçok ülke akaryakıt satışlarına kısıtlamalar getirmiş, Avrupa ve Asya ülkeleri yeni tedarik kaynakları arayarak ne yapacaklarını şaşırmışlardır.
Kimi akaryakıt satışlarını kısıtlamış, kimi de karneyle satışa başlar duruma gelmişlerdir. Fiyatların fırlaması bir yana petrol tedariğinde ciddi sıkıntılar baş göstermiş, petrol stoklarının sonlarına gelmişlerdir.
Türkiye’nin bu aşamada tüm günlük ihtiyacı kadar petrol tedarik anlaşması yapması muazzaam bir olaydır. Pazartesinden beri günlük 750 varil ülkemize akmaya başlamıştır. Ülke insanımız Şubat ayından beridir devam eden Hürmüz Boğazı krizinden şimdiye kadar alınan tedbirlerle fiyat artışları dışında etkilenmemiş, yakıt tedariğinde sorun yaşamamıştır.
Bu anlaşmayla bundan böyle de yaşamayacağının garantisi oluşturulmuştur. Enerjimiz kesintisiz süregelecektir.
Üçüncü anlaşma Kalkınma Yolu projesidir. Uzun zamandır gündemde olan ve bir çok görüşmeler yapılan bu önemli proje Irak’lı bir bakanın provake etme girişimine rağmen imzalanmıştır. Bu proje adeta yeni bir ipek yolu projesidir.
Gerçekleştiğinde Ülkemiz Ortadoğu ve Avrupa için bir ticaret merkezi olacak, Ortadoğunun petrol dahil tüm ticaret malları bu yol üzerinden Avrupa’ya ulaşırken, Avrupa aynı yol üzerinden kendi ticaret mallarını Ortadoğuya akıtabilecektir. Ülkemiz neredeyse yeni bir Dubai olmaya aday olacaktır. Kişi başına düşen milli gelirimiz hızla artacak, bu coğrafyadan yoksulluk tamamen kalkacaktır. Ülkemiz açısından çok büyük bir potansiyel çıkarlar olacaktır.
Diğer bir dördüncüsü ise Bulgaristan ile yapılan petrol arama anlaşmasıdır.
Türkiye Bulgaristan deniz sahasında petrol arayacak, bulunan petrolün %33’üne kendisi sahip olacaktır. Böyle bir anlaşma ilk defa yapılmakta ve kendi yerli sondaj gemilerimiz ile gerçekleşecektir. Gel de bu sondaj gemilerimizin fikir ve icra sahibi Berat Albayrak’ı minnet ile anma.
Ülkemizin tüm geleceğini etkileyecek olan bu anlaşmalardan sonsuz mutluluk duyuyorum. Ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.
Keşke muhalefetimiz de kendi iç kavgalarını sonlandırıp bizimle birlikte sevinçlerini izhar etseler.