UYUŞTURUCU İLE MÜCADELE TOPLUMSAL SEFERBERLİK MESELESİDİR

Yaşadığımız her içtimai tecrübe, ondan ders almamız içindir. Din dilinde buna Âyât-ı Hadisât denir.

Gazeteci Mehmet Akif Ersoy'un uyuşturucu kullanımıyla ilgili gözaltına alınması, Türkiye'de uyuşturucu kullanımının ne kadar büyük bir sorun olduğunu bir kez daha düşünmemize neden oldu.

Unutulmamalıdır ki, bu mesele sadece belirli bir zümreyi değil, tüm toplumu ilgilendiren ve milletçe seferber olarak üstesinden gelinmesi gereken bir husustur. Bu konu, devlet tarafından da ivedilikle üzerinde durulması ve bu alandaki mücadelenin desteklenmesi gereken ehemmiyetli bir konudur.

Zira bir hukuk devletinde, devletin temel sorumlulukları arasında vatandaşlarının haklarını ve özgürlüklerini güvence altına almak yer alır. Bu bağlamda, devletin korumakla yükümlü olduğu beş temel vazife bulunmaktadır. Bu vazifeler; canın korunması, malın korunması, neslin korunması, aklın korunması ve dini özgürlüklerin korunmasıdır.

Bu beş temel değer, bireylerin huzurlu ve güvenli bir yaşam sürmeleri için vazgeçilmezdir ve devletin varlık nedenini oluşturur. Bu değerlerin korunması, hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde, adil ve eşit bir toplum düzeninin sağlanmasının temelini oluşturur. Bu koruma yükümlülüğü, genellikle "zaruriyat-ı hamse" veya "makasıd-ı şeria" olarak bilinen beş temel değer üzerinden şekillenir. Bu değerler, sadece İslami hukuk geleneğinde değil, evrensel hukuk ilkeleri açısından da devletin varlık nedenini ve temel sorumluluklarını ifade eder.

Uyuşturucu kullanımı, Türkiye'de giderek artan ve toplumun hemen her kesimini derinden etkileyen ciddi bir soyal sorun haline geldi. Bu durum, bireysel sağlık sorunlarının ötesine de geçerek aile yapısını, gençlerin geleceğini, ekonomiyi ve genel toplumsal düzeni tehdit etmektedir.

Kimi istatistiki tahminler, 85 milyon nüfuslu Türkiye'de 15 milyona yakın insanın uyuşturucuyla ilişkili olduğunu iddia etmektedir. Bu durum, her altı kişiden birinin bu zehirle temas etmiş olabileceği anlamına gelmekte.

Uyuşturucu kullanım yaşı, özellikle son 10 yılda ciddi şekilde düşmüş ve 15 yaşın altına inmiştir . Hatta bazı kaynaklar, cinsel ilişki yaşının ve uyuşturucu kullanım yaşının 14'e kadar düştüğünü belirtmektedir. Bu durum, gençlerin ve çocukların geleceğini ciddi şekilde tehdit etmektedir.

Uyuşturucu bağımlılığı, bireylerin suça yönelmesine neden olmakta, toplumsal huzur ve düzenin bozulmasına yol açmaktadır.

Uyuşturucu kullanımı, ahlaki değerlerin aşınmasına ve toplumsal çürümeye katkıda bulunmaktadır. Medyanın bu tür olayları magazinleştirmesi ve ünlü isimlerin uyuşturucu soruşturmalarına dahil olması, toplumda duyarsızlaşmaya yol açabilmektedir.

Uyuşturucuyla mücadele, sadece güvenlik odaklı yaklaşımlarla değil, aynı zamanda önleyici ve rehabilite edici politikalarla da desteklenmelidir.

Madde bağımlılığı, öncelikle bir sağlık sorunu olarak ele alınmalı ve rehabilitasyon merkezlerinin sayısı ve niteliği artırılmalıdır.

Uyuşturucuyla mücadele, devletin tüm kurumlarının yanı sıra aileler, sivil toplum kuruluşları, medya ve toplumun her kesiminin katılımıyla yürütülmesi gereken bir ulusal seferberliktir.

Uyuşturucunun toplumu ve hususen gençleri tehdit ettiği gerçeği, küresel bir kriz olarak karşımızda durmaktadır. Ekonomik eşitsizlikler, aile içi iletişim zafiyetleri ve sentetik maddelerin kolay erişilebilirliği gibi faktörler, gençleri bu tehlikeli döngünün içine sürüklemektedir.

Madde bağımlılığı, sadece bireylerin sağlığını ve yaşam kalitesini düşürmekle kalmayıp, aynı zamanda sağlık sistemine büyük bir yük bindirmekte, suç oranlarını artırmakta ve toplumsal huzursuzluklara yol açarak sosyal yapıyı zayıflatmaktadır. Bu durum, toplumun her kesiminin bilinçlenmesini ve multidisipliner bir yaklaşımla bu mücadeleye katkı sağlamasını zaruret haline getirmektedir.

Bakara Suresi 195. ayette şöyle buyrulur: "Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın." Uyuşturucu kullanımı, bireyin hem fiziksel hem de ruhsal sağlığını ciddi şekilde tehlikeye atan bir eylemdir. Bununla beraber, Allah resulu’nun "İçki bütün kötülüklerin anasıdır" rivayeti, dünya'ya, uyuşturucu maddelerin tüm kötülüklerim hakiki sebebi olduĝunu hatırlatan önemli bir uyarı niteliğindedir.

Uyuşturucu ile mücadele, sadece devlet kurumlarının değil, aynı zamanda kamu, özel sektör, sivil toplum kuruluşları, aileler ve tüm vatandaşların işbirliği içinde, bir seferberlik anlayışıyla yürütülmesi gereken çok yönlü bir çabadır. Belki, her birey bir müptelanın elinden tutmalıdır.

Zira insan canı ucuz değildir.
Selam ve dua ile