Mesleğim gereği hayatım boyunca farklı inançlardan, farklı kültürlerden ve farklı dini geleneklerden insanlarla karşılaşma imkânım oldu. Bu karşılaşmalar bana bir şeyi defalarca gösterdi: Bir dini, o dine mensup insanların tamamını temsil eden tek ve yekpare bir yapı gibi görmek çoğu zaman ciddi yanılgılara yol açıyor.
Bugünlerde Yahudiler, Yahudilik ve özellikle İsrail-Siyonizm meselesi dünya gündeminin merkezinde. Fakat tartışmaların önemli bir bölümünde “Yahudi”, “Yahudilik”, “İsrail”, “Siyonizm” ve hatta “İsrail hükümeti” birbirinin yerine kullanılıyor. Oysa bunların hepsi farklı kavramlar.
Bir Yahudi Siyonist olabilir, Siyonist olmayabilir veya Siyonizm karşıtı olabilir. Bir Yahudi İsrail devletini destekleyebilir, eleştirebilir veya devletin kuruluşunu dini açıdan yanlış bulabilir.
Bir Yahudi Ortodoks olabilir, Reformist olabilir, Muhafazakâr olabilir, Yeniden Yapılanmacı olabilir ya da kendisini bunların hiçbirine ait hissetmeyebilir.
Dolayısıyla Yahudilik hakkında konuşacaksak önce bu çeşitliliği anlamamız gerekiyor.
Yahudilik nedir?
Yahudilik, yalnızca belirli inanç maddelerine sahip bir din değildir. Aynı zamanda bir halkın, tarihsel hafızanın, hukukun, ibadet biçimlerinin, aile ve cemaat hayatının ve kültürel geleneğin birleştiği çok katmanlı bir yapıdır.
Yahudi geleneğinin merkezinde Tanrı ile İsrailoğulları arasındaki ahit düşüncesi, Tevrat, emirler ve bunların sonraki dönemlerde yorumlanması bulunur.
Yahudiliğin tarih boyunca aldığı biçim, yalnızca Tevrat metninden ibaret değildir. Mişna, Talmud, haham literatürü, yorum gelenekleri ve farklı coğrafyalardaki Yahudi cemaatlerinin uygulamaları Yahudi hayatının şekillenmesinde büyük rol oynamıştır.
Bugünkü Yahudiliği anlayabilmek için ise özellikle İkinci Tapınak dönemine bakmak gerekir.
Çünkü bugün bildiğimiz Rabbanî Yahudiliğin kökleri büyük ölçüde o dönemin tartışmalarında ortaya çıkmıştır.
Sadukiler
Sadukiler daha çok Kudüs'teki Tapınak çevresindeki aristokrat ve rahip sınıfıyla ilişkilendirilen bir gruptu. Yazılı Tevrat'ın otoritesine büyük önem veriyor, Ferisilerin geliştirdiği sözlü yorum geleneğine mesafeli duruyorlardı.
Ölümden sonra diriliş, melekler ve bazı diğer konularda Ferisilerden farklı görüşlere sahiptiler. Antik kaynaklarda Sadukiler ile Ferisiler arasındaki bu anlaşmazlıklar açık biçimde görülür.
Sadukiler, MS 70 yılında Kudüs'teki İkinci Tapınak'ın Romalılar tarafından yıkılmasından sonra tarih sahnesinden büyük ölçüde çekildiler.
Bugünkü Yahudilikte Sadukilerin devamı olan bağımsız bir mezhep bulunmamaktadır.
Ferisiler
Ferisiler ise Yahudi hukukunun yalnızca yazılı metinlerden ibaret olmadığını, yorum ve sözlü geleneğin de dini hayatın ayrılmaz parçası olduğunu savunuyorlardı.
Bu açıdan bakıldığında Ferisiler, sonraki Rabbanî Yahudiliğin gelişiminde Sadukilerden çok daha önemli bir miras bıraktılar.
Bugün Ortodoks, Muhafazakâr veya Reform Yahudilerinin doğrudan “Ferisiler” olduğunu söylemek doğru olmaz. Ancak Rabbanî Yahudiliğin tarihsel gelişiminde Ferisî geleneğin çok önemli bir rol oynadığı söylenebilir.
Esseniler
Esseniler ise daha münzevi ve cemaatçi bir yaşam tarzıyla bilinen başka bir gruptu. Bazı araştırmacılar onları Ölü Deniz Yazmaları ile ilişkilendirir; ancak bu ilişki akademik literatürde bütünüyle tartışmasız bir mevzu değildir.
Esseniler, dönemin ana akım dini ve siyasi yapılarından uzaklaşarak daha arınmış bir cemaat hayatı kurmaya çalışmışlardı.
İkinci Tapınak'ın yıkılmasıyla birlikte bu eski dini harita da değişti. Tapınak merkezli Yahudilik sona erdi ve zamanla hahamların, sinagogların, Tevrat çalışmasının ve dini hukukun merkezde olduğu Rabbanî Yahudilik şekillendi.
Modern Yahudilik: Tek bir Yahudilik yok
Modern çağda özellikle Avrupa'daki Aydınlanma, sekülerleşme ve Yahudilerin Avrupa toplumlarına entegrasyonu Yahudilik içerisinde büyük dönüşümlere yol açtı.
Bu süreçte Yahudiliğin modern dünyayla nasıl ilişki kuracağı sorusu ortaya çıktı.
Geleneksel hukuk sistemi aynen korunmalı mıydı? Kadınların dini hayattaki konumu değişmeli miydi? Modern bilim ve tarih anlayışıyla Tevrat nasıl ilişkilendirilecekti? Yahudi olmayanlarla evlilik nasıl değerlendirilecekti? Yahudi dini hukuku, yani halaha, modern şartlara göre değiştirilebilir miydi?
Bu soruların farklı cevapları zamanla farklı Yahudi hareketlerinin ortaya çıkmasına yol açtı.
Bugün özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nde dört büyük hareketten söz edilir:
Ortodoks, Muhafazakâr, Reform ve Yeniden Yapılanmacı Yahudilik.
Fakat Ortodoks dünyanın kendi içinde de ciddi farklılıklar vardır.
Ortodoks Yahudilik nedir?
Ortodoks Yahudilik, halahanın yani Yahudi dini hukukunun bağlayıcı olduğunu kabul eden ve geleneksel Yahudi pratiğini korumaya çalışan geniş bir şemsiye kavramdır.
Fakat “Ortodoks Yahudi” dediğimizde tek tip bir topluluk düşünmemek gerekir.
Kabaca:
Modern Ortodokslar, Haredi/ultra-Ortodoks topluluklar, Hasidik topluluklar
Litvish/Yeshivish topluluklar, Dindar Siyonist topluluklar, Çeşitli Sefarad ve Mizrahi Ortodoks gelenekleri gibi farklı yönelimlerden söz edilebilir.
Bunların tamamını aynı siyasi veya dini görüşe sahipmiş gibi görmek doğru değildir.
Mesela bazı Ortodoks Yahudiler Siyonizmi güçlü biçimde desteklerken, bazı Haredi gruplar Siyonizme mesafeli, bazıları ise açık biçimde Siyonizm karşıtıdır.
İşte burada çok önemli bir ayrım karşımıza çıkar:
Ortodoks olmak ile Siyonist olmak aynı şey değildir.
Hasidik Yahudilik nedir?
Hasidizm, 18. yüzyılda Doğu Avrupa'da ortaya çıkan mistik ve manevi ağırlıklı bir Yahudi hareketidir.
Haham Israel ben Eliezer, yani Baal Şem Tov, Hasidizmin ortaya çıkışında merkezi figürdür.
Hasidik gelenekte Tanrı ile canlı ve derin bir ilişki, dua, manevi neşe, cemaat hayatı ve rebbe olarak adlandırılan manevi liderin rolü önemlidir.
Zaman içerisinde Hasidizm tek bir hareket olarak kalmamış, çok sayıda hanedan ve cemaat ortaya çıkmıştır.
Satmar, Belz, Ger, Vizhnitz, Bobov ve Chabad-Lubavitch bunlardan bazılarıdır.
Dolayısıyla “Hasidik Yahudi” dediğimiz zaman tek bir mezhepten değil, çok sayıda farklı Hasidik topluluktan bahsediyoruz.
Lubavitch ve Chabad nedir?
Burada sıkça yapılan bir başka hataya gelelim.
Lubavitch, Hasidik bir harekettir.
Tam adı Chabad-Lubavitch olan hareket, 18. yüzyılda Rabbi Schneur Zalman of Liadi tarafından kurulan Chabad Hasidizmine dayanır. Hareket daha sonra Rusya'daki Lubavitch kasabasıyla özdeşleşmiştir.
“Chabad” kelimesi İbranice Chochmah, Binah ve Da'at kelimelerinin baş harflerinden oluşur; kabaca hikmet, anlayış ve bilgi anlamlarına gelir.
Chabad'ın diğer birçok Hasidik topluluktan farklılaşan yönlerinden biri, dini hayatın entelektüel boyutuna verdiği büyük önemdir.
Yüzyılda özellikle son Lubavitcher Rebbe, Rabbi Menachem Mendel Schneerson döneminde Chabad dünya çapında olağanüstü bir yayılma gösterdi. Bugün dünyanın pek çok ülkesinde Chabad merkezleri ve hahamları bulunmaktadır.
Fakat burada önemli bir noktayı özellikle belirtmek gerekir:
Her Lubavitchli Hasidiktir; fakat her Hasidik Yahudi Lubavitchli değildir.
Ancak bu da bütün ayrıntıları anlatmaya yetmez. Çünkü Yahudi dini dünyasındaki kimlikler bazen mezhep, cemaat, hanedan, siyasi görüş ve aile geleneğinin iç içe geçmesiyle oluşur.
Satmar ve Neturei Karta: Siyonizme karşı çıkan Yahudiler
Siyonizm, Yahudilikle özdeş değildir. Bunun en açık göstergelerinden biri, Yahudi dünyasının içinden çıkan Siyonizm karşıtı dini hareketlerdir.
Bunların en tanınmışlarından biri Satmar Hasidizmidir.
Satmar, dini açıdan Siyonizme karşıdır. Bu karşıtlığın temelinde Yahudilerin siyasi egemenlik kurmasının, Mesih gelmeden önce dini anlamda bir kurtuluş projesine dönüştürülmesine yönelik itiraz bulunur. Satmar'ın kendi açıklamalarında Yahudi halkı, Eretz Yisrael, modern İsrail devleti ve Siyonizm birbirinden açık biçimde ayrılır.
Bu nedenle Satmar'ın İsrail'deki Yahudilere veya Eretz Yisrael'e yönelik dini bağlılığı ile modern İsrail devletine ve Siyonizme yönelik muhalefeti aynı anda var olabilir.
Burada Neturei Karta'dan da söz etmek gerekir.
Neturei Karta, özellikle Siyonizme karşı en görünür Yahudi gruplardan biridir.
Ancak Neturei Karta'yı bütün Haredi veya Hasidik Yahudilerin temsilcisi olarak görmek kesinlikle doğru değildir.
Hatta Satmar kaynakları da Satmar ile Neturei Karta'nın aynı örgüt olmadığını özellikle vurgulamaktadır.
Siyonizm karşıtlığı yalnızca Neturei Karta ve Satmar ile de sınırlı değildir.
Tarihsel olarak American Council for Judaism gibi Siyonizm karşıtı veya Siyonist olmayan Yahudi örgütleri de olmuştur.
Günümüzde ise Jewish Voice for Peace gibi daha seküler ve ilerici çizgideki Yahudi ağırlıklı oluşumlar Siyonizmi ve İsrail'in Filistin politikalarını sert biçimde eleştirmektedir.
Ancak burada da dikkatli olmak gerekir: Bir kuruluşun İsrail hükümetini eleştirmesi, işgal karşıtı olması veya Filistin haklarını savunması otomatik olarak “Siyonizm karşıtı” olduğu anlamına gelmez.
Yahudi dünyasında Siyonizm kavramının kendisine karşı çıkanlarla, İsrail hükümetinin belirli politikalarına karşı çıkanlar arasında ciddi farklar vardır.
Muhafazakâr Yahudilik ile Ortodoks Yahudilik arasındaki fark
Amerikan Yahudi dünyasında en çok karıştırılan hareketlerden biri de Muhafazakâr Yahudilik ile Ortodoks Yahudiliktir.
İsimleri insanı yanıltabilir. “Muhafazakâr” kelimesi burada siyasi muhafazakârlık anlamında kullanılmaz.
Conservative Judaism, 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başlarında modernleşme ile gelenek arasında bir orta yol arayışı içinde şekillenmiştir.
Ortodoks Yahudilik halahanın bağlayıcılığını daha katı ve değişmez bir çerçevede korumaya çalışırken, Muhafazakâr Yahudilik halahanın bağlayıcı olduğunu kabul etmekle birlikte onun tarihsel gelişimini ve çağdaş koşullarda yorumlanmasını daha geniş bir biçimde ele alır.
Bunun elbette pratik sonuçları vardır.
Muhafazakâr sinagoglarda kadınların haham ve din görevlisi olarak görev yapması, kadın ve erkeklerin birlikte ibadet etmesi ve bazı geleneksel uygulamaların yeniden yorumlanması yaygındır.
Ortodoks dünyada ise özellikle Haredi ve Hasidik çevrelerde cinsiyet ayrımı, geleneksel ibadet düzeni, aile hukuku ve günlük dini pratik çok daha katı biçimde korunur.
Bir diğer önemli konu da din değiştirme meselesidir. Ortodoks hahamların büyük bölümü Reform veya Muhafazakâr hareketlerin gerçekleştirdiği dönüşümleri dini açıdan tanımayabilir. Bu konu Yahudi dünyasındaki mezhepsel ayrışmanın en önemli örneklerinden biridir.
Reform Yahudiliği
Reform Yahudiliği, modern Yahudi dünyasının en önemli liberal hareketlerinden biridir.
19. yüzyıl Avrupa'sında ortaya çıkan Reform hareketinin temel sorusu şuydu:
Modern dünyada Yahudi olmak ne anlama geliyor?
Muhafazakâr Yahudilik ile Ortodoks Yahudilik arasındaki fark
Reform Yahudiliği geleneksel Yahudi hukukunun bütün hükümlerini bağlayıcı kabul etmez.
Bireyin dini tercihleri, etik sorumluluk ve Yahudi geleneğinin modern koşullarda yeniden yorumlanması büyük önem taşır. Reform cemaatlerinde kadın ve erkeklerin eşitliği, kadın hahamlar, LGBTQ+ bireylerin tam katılımı ve Yahudi olmayanlarla evlilik yapan ailelerin cemaat hayatına dahil edilmesi genel olarak kabul görmektedir.
Bu nedenle Reform Yahudiliği, Ortodoks Yahudiliğin geleneksel hukuk anlayışından oldukça farklıdır. Lakin Reform Yahudiliğini “Yahudiliği bırakmış Yahudiler” gibi görmek de yanlış olur. Reform Yahudileri kendilerini Yahudi geleneğinin dışında değil, tam tersine onun modern dünyadaki devamı olarak görürler.
Yeniden Yapılanmacı Yahudilik
Daha az bilinen fakat entelektüel açıdan son derece ilginç hareketlerden biri Reconstructionist Judaism, yani Yeniden Yapılanmacı Yahudiliktir. Bu hareketin en önemli kurucu düşünürü Rabbi Mordecai Kaplan'dır.
Kaplan'ın temel fikri, Yahudiliğin yalnızca bir din olmadığı; tarih boyunca gelişen bir medeniyet olduğudur. Bu yaklaşımda Yahudilik donmuş ve değişmez bir sistem değil, sürekli gelişen bir halkın ve kültürün canlı mirasıdır.
Yeniden Yapılanmacı Yahudilik Tanrı anlayışında da geleneksel Yahudilikten farklılaşır. Hareket içerisinde Tanrı daha kişisel ve doğaüstü bir varlık olarak değil, insan hayatını ahlaki ve manevi yönde geliştiren bir güç veya süreç olarak yorumlanabilir.
Halaha konusunda da önemli bir fark vardır.
Ortodoks ve Muhafazakâr Yahudilikte halaha merkezi ve normatif bir konuma sahipken, Yeniden Yapılanmacı Yahudilikte gelenek “bağlayıcı emirler bütünü” olmaktan ziyade Yahudi hayatının üzerinde düşünülmesi gereken tarihsel mirası olarak görülür.
Hareketin meşhur yaklaşımını özetleyen ifade şudur: “Geçmişin oyu vardır, fakat vetosu yoktur.”
Yani geçmiş önemlidir ama bugünün Yahudisinin karar verme yetkisini tamamen ortadan kaldırmaz.
Reform ile Yeniden Yapılanmacı Yahudilik birçok konuda birbirine yaklaşır: kadın-erkek eşitliği, LGBTQ+ bireylerin kabulü ve halahanın mutlak biçimde bağlayıcı görülmemesi bunlardan bazılarıdır. Ancak Yeniden Yapılanmacılık Yahudiliği aynı zamanda bir “medeniyet” ve tarihsel halk deneyimi olarak ele almasıyla Reformdan ayrılır.
Bununla beraber, Karaim (Karatay) Yahudileri, Yahudilik içerisindeki en dikkat çekici topluluklardan biridir. Orta Çağ'da özellikle Kırım ve Doğu Avrupa'da yaşayan Karaimler, Talmud ve Rabbanî sözlü geleneğin dini açıdan bağlayıcı olmadığını, esas kaynağın Tanah olduğunu kabul ederler. Onları ayrıca ilginç kılan bir başka özellik, tarih boyunca önemli ölçüde Türk dilli ve Türk kültür çevresiyle ilişkili bir topluluk olmalarıdır. Özellikle Kırım Karaimleri, Kıpçak grubu içerisinde değerlendirilen Karaim Türkçesini kullanmışlardır. Bu nedenle Karaimler, Yahudi dini kimliği ile Türk dili ve kültürünün kesiştiği özgün bir tarihî topluluk olarak karşımıza çıkar.
Siyonizm nedir?
Yahudilik başka, Siyonizm başkadır.
Siyonizm, modern dönemde Yahudilerin tarihsel olarak Filistin/Eretz Yisrael ile ilişkilendirdikleri topraklarda bir ulusal yurt veya devlet kurmasını savunan siyasi ve milliyetçi hareketlerin genel adıdır.
Modern siyasi Siyonizmin en önemli isimlerinden biri Theodor Herzl'dir.
Fakat Siyonizmin Yahudi dünyasının tamamı tarafından kabul edildiğini düşünmek tarihsel olarak yanlıştır.
Amerika'daki Yahudiler arasında Siyonizm 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında başlangıçta sınırlı bir destek gördü; hareketin gücü özellikle Balfour Deklarasyonu, Nazi zulmü ve Holokost sonrasında arttı. 1960'lar sonrasında Amerikan Yahudilerinin büyük bölümü İsrail'e yönelik olumlu bir yaklaşım geliştirdi.
Ama yine de bütün Yahudiler Siyonist değildir.
Hatta dini gerekçelerle Siyonizme karşı çıkan büyük Hasidik topluluklar bulunmaktadır.
Dolayısıyla Yahudi = Siyonist denklemi hem tarihsel hem de sosyolojik olarak doğru değildir.
Hristiyan Siyonizmi
Amerika'da İsrail'e verilen güçlü siyasi desteğin önemli bir bölümünü anlamak için Yahudi cemaatlerinin yanı sıra Hristiyan Siyonizmine de bakmak gerekir. Hristiyan Siyonizmi, özellikle muhafazakâr Protestan ve Evanjelik çevrelerde etkili olan teolojik ve siyasi bir anlayıştır.
Bu anlayışa göre modern İsrail devletinin kuruluşu ve varlığı, İncil'deki peygamberliklerin gerçekleşmesiyle ilişkilendirilebilir.
Bazı Hristiyan Siyonist çevreler İsrail'in kurulmasını 1948'le, Kudüs'ün İsrail kontrolüne geçmesini ise 1967 ile ilişkilendirir. Daha ileri yorumlarda İsrail'in gelecekteki olaylarda merkezi bir rol oynayacağına, Armageddon'a ve Mesih'in ikinci gelişine ilişkin eskatolojik senaryolar bulunur.
Bu hareket özellikle 1967 sonrasında Amerikan Evanjelizmi içinde güçlenmiş, 1970'lerden itibaren Amerikan muhafazakâr siyasetiyle giderek daha fazla iç içe geçmiştir.
Burada ortaya çıkan paradoks ilginçtir.
Bazı Hristiyan Siyonistler İsrail'i desteklerken bunu Yahudilik açısından değil, kendi Hristiyan eskatolojileri açısından yapmaktadır. Yani İsrail onlar için yalnızca yaşayan Yahudilerin güvenliğiyle ilgili bir mesele değildir.
İsrail, kimi teolojik sistemlerde Tanrı'nın tarihin sonuna ilişkin planının bir parçasıdır. Bu nedenle Hristiyan Siyonizmini yalnızca “Hristiyanların Yahudileri sevmesi” şeklinde açıklamak yetersiz kalır.
İçinde güçlü bir kıyamet ve ahir zaman teolojisi vardır.
Bazı çevrelerde İsrail'e verilen desteğin arkasında, İsrail'in güçlenmesinin Tanrı'nın nihai planını gerçekleştireceğine ilişkin inanç bulunmaktadır. Oxford Research Encyclopedia da Amerikan Hristiyan Siyonizminin önemli bir bölümünü İsrail'in İncil'deki kehanetlerin gerçekleşmesindeki rolü, eskatoloji ve Armageddon düşüncesiyle ilişkilendiriyor.
İşte tam burada bence ciddi bir tehlike ortaya çıkıyor.
Zira bir devletin veya bir halkın gerçek insanlarının yaşamları, güvenliği ve geleceği; başka bir dini grubun kıyamet senaryosunun aracı haline geldiğinde ortaya çok problemli bir durum çıkar.
Yahudilerin güvenliğini savunmak başka şeydir.
Filistinlilerin insan haklarını savunmak başka şeydir.
İsrail devletinin politikalarını desteklemek başka şeydir.
Ve bütün bunları dünyanın sonuna ilişkin teolojik bir senaryonun parçası olarak görmek bambaşka bir şeydir.
Bu nedenle Hristiyan Siyonizminin siyasi etkisini eleştirmek Hristiyanlara veya Yahudilere düşmanlık anlamına gelmez.
Tam tersine, din ile devlet siyasetinin ve kıyamet beklentisinin birbirine karıştırılmasının doğurabileceği sonuçları sorgulamaktır.
Asıl mesele: Yahudileri tek bir blok olarak görmemek
Bütün bu tabloya baktığımızda karşımıza oldukça farklı bir Yahudi dünyası çıkıyor.
Bir tarafta Haredi ve Hasidik cemaatler var.
Onların içerisinde Siyonist olanlar da var, Siyonizme mesafeli olanlar da.
Chabad-Lubavitch var. Satmar var. Neturei Karta var. Litvish/Yeshivish dünyası var. Modern Ortodokslar var.
Dindar Siyonistler var. Bunun yanında Muhafazakâr Yahudilik var. Reform Yahudiliği var. Yeniden Yapılanmacı Yahudilik var.
Seküler Yahudiler var. Kültürel Yahudiler var. İsrail'i destekleyen Yahudiler var. İsrail hükümetine karşı çıkan Yahudiler var. Siyonizme karşı çıkan Yahudiler var. Filistinlilerin haklarını savunan Yahudiler var. Dolayısıyla “Yahudiler böyle düşünüyor” demeden önce şu soruyu sormak gerekiyor:
Hangi Yahudiler?
Bu soru yalnızca siyasi doğruluk adına sorulması gereken bir soru değildir. Tarihsel gerçeklik bunu zorunlu kılıyor. Çünkü Yahudilik, yaklaşık iki bin yıl boyunca farklı coğrafyalarda yaşamış, farklı diller konuşmuş, farklı siyasi sistemler altında var olmuş ve birbirinden çok farklı dini yorumlar geliştirmiş bir gelenektir.
Sonuç: Bir dini halk ile bir siyasi ideolojiyi birbirinden ayırmak
Bugün İsrail-Filistin meselesi üzerinden Yahudilik hakkında konuşurken iki uç hataya düşmemek gerekiyor.
Birinci hata, İsrail devletinin yaptığı her şeyi Yahudilik adına yapılmış kabul etmektir.
İkinci hata ise İsrail devletinin politikalarından hareketle bütün Yahudileri sorumlu tutmaktır.
İkisi de yanlıştır.
Bir Yahudi'nin Yahudi olması onu İsrail hükümetinin sözcüsü yapmaz. Bir Yahudi'nin Siyonist olması da bütün Yahudilerin Siyonist olduğu anlamına gelmez.
Aynı şekilde bir Yahudi'nin Siyonizm karşıtı olması da Yahudiliğin dışında olduğu anlamına gelmez. Bunun en çarpıcı örnekleri, modern Yahudi devletinin siyasi egemenliğini reddeden Hasidik topluluklardır.
Öte taraftan Amerikan siyasetinde İsrail'e yönelik güçlü desteğin önemli bir kısmı Yahudilerden değil, Yahudilik dışındaki siyasi ve dini çevrelerden, özellikle de Hristiyan Siyonist hareketlerden gelebilmektedir.
Bütün bunlar bize aslında çok temel bir gerçeği hatırlatıyor:
Yahudilik bir din ve medeniyettir. Yahudiler bir halktır. İsrail modern bir devlettir. Siyonizm ise modern bir siyasi ideolojidir.
Bu dört kavram birbiriyle ilişkili olabilir.
Ama aynı şey değildir.
Ve belki de bugün en fazla ihtiyacımız olan şey, herhangi bir dini veya etnik topluluğu tek bir siyasi kimliğe indirgemekten vazgeçmektir.
Zira insanları tanımadan önce onları kategorilere ayırmak, tarihi anlamanın değil, önyargı üretmenin en kolay yoludur.
Selam ve dua ile