Kıbrıs Barış Harekâtı: Kıbrıs'a çıkarma emrini kim verdi?

Ada’ya barış ve huzur getiren Kıbrıs Barış Harekâtı’nın üzerinden 47 yıl geçti.  Kıbrıs Barış Harekatı, 20 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıslı Türklerin Ru...

GÜNDEM 20.07.2021, 23:00
33
Kıbrıs Barış Harekâtı: Kıbrıs'a çıkarma emrini kim verdi?
Ada’ya barış ve huzur getiren Kıbrıs Barış Harekâtı’nın üzerinden 47 yıl geçti.  Kıbrıs Barış Harekatı, 20 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıslı Türklerin Rumlar tarafından uğradığı katliam ve zulümleri ortadan kaldırmak amacıyla kahraman Mehmetçiğimiz tarafından yapıldı. Peki, Kıbrıs Barış Harekatı emrini kim verdi? Türkiye, harekât öncesi bütün diplomasi kanallarını kullandı fakat Rumlar hiçbirine yanaşmadı. Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında, Türk ordusu 498 şehit verirken Kıbrıs Türk tarafı ise 70'i mücahit, 270 kişiyi şehit verdi. Kıbrıs Türkleri genel olarak ise 1672 şehit verdi. Kıbrıs Barış Harekâtı döneminde Başbakan Bülent Ecevit ve Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’dı.İngiliz arşivlerinden çıktı: "Kıbrıs Barış Harekâtı'nın asıl mimarı Necmettin Erbakan"Erbakan Hoca, gizli toplantıda TBMM’yi nasıl ikna etti?Kıbrıs Harekâtı'nın asıl mimarı ErbakanMilli zafer milli gün Türkiye, garantörlük hakkını kullanarak ve Ada'daki Türklerin güvenliğini de dikkate alarak 20 Temmuz 1974'te Kıbrıs Barış Harekâtı’nın başlaması kararını aldı. Peki, Kıbrıs’a çıkarma emrini kim verdi? Londra’da olan Bülent Ecevit mi? Yoksa Mücahit Erbakan mı verdi? Kıbrıs’a çıkarma emrini Prof. Dr. Necmettin Erbakan Başbakan vekili olarak vermiştir. Bu tarihi bilgi birçok kaynakta yer alırken art niyetli kesimler tarihi zaferi manipülasyon etmek için hiçbir dayanağı olmayan iddialarla bu zaferi çarpıtmaya gidiyorlar. Gelelim Kıbrıs’a çıkarma emrini veren Erbakan’la ilgili tarihi detaya… Ravza Yayınları’ndan çıkan “Baharın İlk Çiçeği” isimli kitap içeriğinde de bu konuda bilgiler yer alıyor. “BANA NE AMERİKA'DAN”
Kıbrıs Zaferi üzerine Erbakan'ın tarihi rolünü tekrar hatırlatmakta fayda var. O dönemde Kıbrıs'ta Rumlar Müslümanlara büyük zulümler yapıyorlardı. Müslüman Türkler, “Mücahitler” olarak direnişe geçmişlerdi ancak Kıbrıs'taki Rumlar Yunanistan'ın desteği ile ağır silahlarla köylere, şehirlere saldırıyorlardı. Kıbrıs Müslümanları Türkiye'den yardım istiyorlardı ancak o zamana kadar herhangi bir adım atılmış değildi. İnönü'nün Başbakan olduğu dönemde Kıbrıs'a askeri müdahale için izin çıkmasına rağmen herhangi bir girişimde bulunulmuş değildi. Batı ülkeleri Türkiye'yi ağır kıskaca almıştı, İnönü'den sonra Süleyman Demirel tek başına iktidarda iken de Kıbrıs için herhangi bir şey yapmamıştı. Ancak şimdi hükümette Erbakan vardı. Nihat Erim'in; “Biz İsmet İnönü ekolünden yetişmiş kimseleriz, İsmet Paşa sağlığında bize, Amerika'dan yazılı muvafakat gelmedikçe sakın çıkartma yapmayın diye tembih etmişti. Bu itibarla çıkartmayı tasvip edemem” ifadesinde kendini bulan kompleks elbette Erbakan'da yoktur. O; “bana ne Amerika'dan” diyebilen onurlu bir Müslüman liderdir.
TEK ÇÖZÜM TSK OPERASYONU
Bu esnada Ecevit Batılı güçlerin yardımını istemeyi tercih etmektedir. Erbakan ise hiçbir Batılı gücün Kıbrıs'taki zulmü durdurmayacağını ve tek çözümün Türk Silahlı Kuvvetleri olduğunu savunmaktadır. Buna rağmen Ecevit İngiltere'ye görüşmeler için gider.
Erbakan, Ecevit'i uğurlar uğurlamaz daha havalimanında Genel Kurmay Başkanı Semih Sancar ve bazı komutanlarla Kıbrıs konulu kritik bir toplantı yapar. Erbakan bu tarihi toplantıda Kıbrıs Zaferi için düğmeye basar ve hatta Türk Silahlı Kuvvetlerinin çıkartma yapacağı günü ve saati dahi belirler. Erbakan, şöyle der; “Çıkartma önümüzdeki Cuma günü sabahı başlasın. Nasıl olsa İngilizler taleplerimizi ret edecekler, biz beyhude vakit kaybetmeyelim, Cuma sabahı mübarek sabahtır." Bu açık teklif karşısında heyecanlanan Genel Kurmay Başkanı Semih Sancar; “Allah sizden razı olsun. 13 senedir haysiyeti Makarios tarafından rencide edilen bir ordunun kumandanıyım. Bu günleri de Allah bize gösterdi. Ama şimdi ben çıkartma için gemilerimize hareket emri versem onlar ancak Cumartesi sabahına adaya erişebilirler. Çünkü eski tank motorları monte ettik, Saatte beş altı milden fazla sürat yapamazlar” der. Deniz Kuvvetleri Komutanı Kemal Kayacan da o toplantıda; “Biz Karadenizliyiz. Takalarla, kayıklarla bile adaya çıkarız. Ama yeter ki eskiden olduğu gibi yan yoldan geri çağrılmayalım” der ve aslında savaş daha o dakikada kazanılır.
ECEVİT LONDRA'DAYKEN ERBAKAN EMİR VERDİ
Kuvvet komutanlarının bu tavrı karşısında Ecevit daha Londra'da iken Erbakan Kıbrıs'a çıkartma emrini verir. Ecevit İngiltere'de umduğunu bulamadan geri döndüğünde Türk Silahlı Kuvvetleri'ne çıkartma emrinin Erbakan tarafından verildiğini görür. Haberi uçaktan iner inmez öğrenen Ecevit acilen Bakanlar Kurulunu toplantıya çağırır. Erbakan'ın Başbakan'a vekâlet ettiği sürede çıkartma emri vermesi üzerine Ecevit hükümet bozulana kadar bir daha yurtdışına çıkmamış ve Erbakan'a Başbakanlık vekâletini vermemiştir. Ülkeye dönüşte yapacak bir şey kalmadığını gören Ecevit, Ordunun gerekli bütün hazırlıkları yapması üzerine Bakanlar Kurulu kararının alınmasına razı olur. Dönemin Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel ise hala "Bu bir maceradır. Katılmamız söz konusu değildir” demektedir.
Çıkartma hemen başlar.
ERBAKAN-ECEVİT TARTIŞMASI
Türk Silahlı Kuvvetleri çıkartmanın başından itibaren büyük bir hızla ilerleyerek Rumları yenilgiye uğratmaya başlar. Aynı gün gece yarısında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ateşkes kararı alır. Ecevit, Bakanlar Kurulunu olağanüstü acil toplantıya çağırır. Ecevit'in maksadı; Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin kararını yerine getirmektir. Bunun için Bakanlar Kurulunu toplar. Toplantıda MSP tarafı harekâtın her şeye rağmen devam etmesini savunurken Ecevit ve Bakanları askerin hemen durmasını ister. Ecevit şöyle der; “Sayın Erbakan, her mühim işte senin dediğin oldu. Bu kez de benim dediğim olsun, ne olur hemen Kıbrıs'ta ateşkes kararı alalım. Ben Sancar Paşa ile de konuştum. Talebimi kabul et. Sayın Erbakan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi olay hakkında ateşkes kararı aldı. Biz üye sıfatıyla bu karara uymak zorundayız."
Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan ise olaya çok daha geniş bir perspektiften bakmaktadır. Şöyle konuşur; “Ateşkes ne demek? Biz bundan çok daha büyük işler başarmış bir milletin mensuplarıyız. Benimle istişare etmeden Sancar Paşa'ya ateş keseceğimizi nasıl söylersiniz? Bu hükümet ortak bir hükümettir. Bizden izin almadan ateş keseceğiz diyemezsiniz. Sayın Ecevit. Neden Güvenlik Konseyi'nin kararına uymak zorunda olalım, şu beğenmediğimiz İsrail, Birleşmiş Milletlerin 100'e yakın kararına uymadı da ne oldu? Biz o kadar yok muyuz? Kesinlikle böyle şey olmaz. Harekât devam edecektir."
TSK MÜDAHALESİ İKİ ÜLKEDE İDARE YIKTI
Bu esnada Rumlar, Türkiye'nin 1963 ve 1967'deki gibi adaya müdahale edemeyeceğini düşünmüş bu yüzden ilk başta etkili müdahale edememiş, akşama doğru karşı harekâta başlamışlardır. Rumların karşı taarruzu 20 Temmuz akşamından 21 Temmuz sabahına kadar sürmüş, fakat Rum birlikleri başarı sağlayamamış Türk kuvvetleri mevzilerini korumayı başarmıştır. Ertesi gün tekrar ilerlemeye devam eden 4. Paraşüt Taburu, Rum birlikleri tarafından saldırıya uğrayan Kıbrıs Türk Alayı ile birleşerek Lefkoşa Havalimanı ve Kaymaklı bölgesine taarruza başlamıştır. 2. ve 3. Türk Komando Taburları da Zeytinli istikametinde ilerlemeye başlamıştır.
22 Temmuz'da 3. Paraşüt Taburunun taarruzu sonucu, Deliktepenin ele geçirilmesiyle, Türk birlikleri önce Girne'ye girer, daha sonra da Lefkoşa'ya yönelir. Ateşkes başlamadan Girne-Lefkoşa hattı birleşir. Daha sonra Erbakan'ın muhalefetine rağmen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 353 sayılı kararının 5. maddesi gereği 22 Temmuz 1974 tarihinde ateşkes ilan edilir. Erbakan adanın tamamını istemektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bu müdahalesinin sonucunda Yunanistan'daki cunta idaresi ve Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki Nikos Sampson Hükümeti yıkılır.
“ESAS SUÇLULAR YUNAN SUBAYLARIDIR”
Savaştan çok sonra Yunanistan'da darbecilerle hesaplaşan Yunan yargısı Türkiye'nin bu harekatının haklılığını da kendilerince ortaya koyar. Yunan Temyiz Mahkemesi cuntacılar hakkındaki dava sonunda 21 Mart 1979 günü 2558/79 sayılı şu kararı verir: “Zürih ve Londra antlaşmalarına göre Kıbrıs'a yapılan Türk askeri müdahalesi yasaldır. Türkiye, yükümlülüklerini yerine getirme hakkı olan garantör devletlerden biridir. Esas suçlular darbeyi hazırlayan ve icra eden ve bu suretle de bu müdahalenin koşullarını hazırlayan Yunan subaylarıdır.”
Kıbrıs Barış Harekatı sonunda Türk Silahlı Kuvvetleri'nden 415 Kara, 65 Deniz, 5 Hava, 13 Jandarma olmak üzere toplam: 498 şehit ve 1.200 yaralı verilir. Kıbrıs Türk tarafı ise, 70 mücahit ve 270 sivil şehit, 1000 yaralı verir. Kıbrıs Türkleri genel olarak 1672 şehit ve binlerce yaralı vermiştir. Rumlar ve Yunanlılar ise 4 binden fazla ölü ve 12.000 yaralı vermiştir. Savaşın dışında olmasına rağmen BM Barış Gücü askerleri de kayıp vermiştir: "3 Avusturyalı asker ölmüş, 24 Avusturyalı, 17 Finlandiyalı, 4 İngiliz ve 3 Kanadalı asker de yaralanmıştır. 1975 yılında Kıbrıs Türk Federe Devleti, 15 Kasım 1983'te ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulur."
ERBAKAN, KIBRIS ÇIKARMASINI BÖYLE ANLATTI
Erbakan, Kıbrıs Zaferi sürecini şöyle anlatır; “Sayın Ecevit, müdahalenin İngiltere ile birlikte yapılmasının daha uygun olacağını düşünüyordu. Bize gelince, bir yandan garantör devlet olduğu için İngiltere'ye teklif yapılmasını, ancak İngiltere'nin böyle bir teklife müspet cevap vermemesi durumunda Kıbrıs'taki katliamın daha uzun süre devam etmeden biran evvel durdurulması, diğer yandan Sampson'un duruma hakim olup müdahalemize karşı daha güçlü bir direniş göstermesine zemin hazırlamaması için harekatın geciktirilmeden başlatılmasını istiyorduk. Bu sebepten dolayı Sayın Ecevit, İngiltere'ye uğurladıktan sonra Başbakan Vekili olarak Genelkurmay Başkam ve Kuvvet Komutanlarıyla havaalanında yaptığımız toplantıda, gecikmenin olabileceği mahzurlarım dikkate alarak, komutanların askeri harekât hazırlıklarının derhal başlatılması, birliklerin yerlerinden getirilip çıkarma gemilerine bindirilmesi için hükümet emrine ihtiyaç olduğunu söylemeleri üzerine, kendilerine resmen bu emri verdik. Bu emri verirken şunu düşündüm: Şayet hükümet ortağımızı ikna edemezsek müdahale yapılmadan önce birlikleri geri döndürecek zamanımız olacaktı. Şayet mutabık kalırsak Sayın Ecevit'in geldiği akşamın, sabahında birliklerimiz Girne önünde bulunacaklar ve hareket geç kalmamış olacaktı. Böylece Harekât bizim ve komutanların uygun gördüğümüz şekilde başarılmış oldu."
EVREN, BÖYLE ANLATTI
Orgeneral Kenan Evren, daha sonra o günleri şöyle anlatır; “Koalisyon kanadı Milli Selamet Partisi, Kıbrıs'ta ele geçirilen topraklardan bir karışının bile verilmesine razı olmuyor, sanki ulaşılan hedef, kazanılan araziyi kendisi kararlaştırmış gibi ‘kanla alınan toprak verilmez' diyerek bütün görüşmeleri baltalıyordu. Hâlbuki ele geçirilen topraklar esasında kararlaştırılandan fazla idi. Sebebi de yapılacak müzakerelerde bu fazlalıklar bir taviz olarak verilebilecekti. Fakat Erbakan, her müzakereyi neticesiz bırakıyordu.”
Kenan Evren'in bu taraflı açıklamaları dahi zaferdeki Erbakan rolünü apaçık ortaya koymaktadır.
Kıbrıs Zaferi büyük bir zaferdir. Kıbrıs, sadece tarihsel durumu ya da stratejik açıdan eşsiz konumu nedeniyle değil, manevi anlamda da çok büyük bir mesaj olmuştur. Çünkü 200 yıldır sürekli toprak kaybeden İslam Coğrafyası 200 yıl aradan sonra yeniden ilk defa toprak kazanmıştır. Bu sadece Türkiye için geçerli değildir. Bütün dünya genelinde ilk defa Doğu, Batı'dan Kıbrıs ile toprak almıştır. Bu durum bütün İslam dünyasında ve Doğu âleminde büyük heyecana sebep olmuştur.
Bu çıkartma ve zafer neticesinde Kıbrıs Türklerinin can güvenlikleri, hak ve hürriyetleri korunmuş oldu. Kıbrıslı Rumlar ve Yunanlılar da gerekli dersi almış oldu. Bu zaferi kullanmak isteyen Ecevit adeta Kıbrıs Fatihi ilan edildi. Oysa ona kalsa böyle bir harekât asla başlamayacaktı.

Yorumlar (0)
sanalbasin.com üyesidir
Namaz Vakti 30 Ocak 2023
İmsak 06:14
Güneş 07:36
Öğle 12:57
İkindi 15:43
Akşam 18:07
Yatsı 19:25
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 20 48
2. Fenerbahçe 20 44
3. Başakşehir 20 40
4. Beşiktaş 19 38
5. Adana Demirspor 20 37
6. Trabzonspor 20 35
7. Kayserispor 20 29
8. Konyaspor 20 27
9. Alanyaspor 20 25
10. Karagümrük 19 22
11. Gaziantep FK 20 22
12. Ankaragücü 20 22
13. Antalyaspor 19 21
14. Giresunspor 20 21
15. Hatayspor 19 20
16. Kasımpaşa 20 19
17. Sivasspor 20 18
18. İstanbulspor 20 15
19. Ümraniye 20 14
Takımlar O P
1. Eyüpspor 21 41
2. Samsunspor 20 38
3. Bodrumspor 21 38
4. Keçiörengücü 21 37
5. Pendikspor 21 34
6. Rizespor 20 34
7. Bandırmaspor 20 34
8. Sakaryaspor 21 34
9. Boluspor 21 34
10. Göztepe 21 30
11. Manisa FK 20 29
12. Adanaspor 21 22
13. Altay 21 19
14. Tuzlaspor 21 19
15. Erzurumspor 20 18
16. Altınordu 21 17
17. Ö.K Yeni Malatya 21 16
18. Gençlerbirliği 21 13
19. Denizlispor 21 13
Takımlar O P
1. Arsenal 19 50
2. M.City 20 45
3. Newcastle 20 39
4. M. United 20 39
5. Tottenham 21 36
6. Brighton 19 31
7. Fulham 21 31
8. Brentford 20 30
9. Liverpool 19 29
10. Chelsea 20 29
11. Aston Villa 20 28
12. Crystal Palace 20 24
13. Nottingham Forest 20 21
14. Leicester City 20 18
15. Leeds United 19 18
16. West Ham United 20 18
17. Wolves 20 17
18. Bournemouth 20 17
19. Everton 20 15
20. Southampton 20 15
Takımlar O P
1. Barcelona 18 47
2. Real Madrid 18 42
3. Real Sociedad 19 39
4. Atletico Madrid 19 34
5. Villarreal 18 31
6. Real Betis 18 31
7. Osasuna 19 28
8. Athletic Bilbao 19 26
9. Rayo Vallecano 18 26
10. Mallorca 19 25
11. Almeria 19 22
12. Girona 19 21
13. Sevilla 19 21
14. Valencia 18 20
15. Espanyol 19 20
16. Celta Vigo 19 20
17. Real Valladolid 19 20
18. Cadiz 19 19
19. Getafe 19 17
20. Elche 19 6
Whatsap İhbar Hattı