HBB’den 6 Şubat’a özel ücretsiz toplu ulaşım
HBB’den 6 Şubat’a özel ücretsiz toplu ulaşım
İçeriği Görüntüle

Saadet Partisi Hatay İl Başkanı Fadıl Koçak, gazeteci Nagehan Alçı’nın depremzedelere yönelik yaptığı açıklamalara sert tepki göstererek, söz konusu ifadelerin gerçeklikle bağdaşmadığını ve depremzedelerin yaşadığı dramı küçümseyen bir yaklaşım içerdiğini söyledi.

“BU SÖZLER SAHAYI BİLMEYEN BİR ÜSTTEN BAKIŞIN ÜRÜNÜDÜR”

Koçak, Alçı’nın “depremzede rehaveti oluştu” yönündeki sözlerini eleştirerek, “Hatay’da, Kahramanmaraş’ta, Adıyaman’da, Malatya’da konteyner kentlerde yaşayan vatandaşlarımızın tek bir günü bile ‘rehavet’ içinde geçmemektedir. Bu insanlar sevdiklerini toprağa verdi, evlerini kaybetti, işlerini kaybetti. Hayatlarını sıfırdan kurmaya çalışıyorlar. Buna rehavet demek, sahayı bilmemektir, acıyı hissetmemektir” dedi.

“KONTEYNERDA KALMAK BİR TERCİH DEĞİL, MECBURİYETTİR”

Depremzedelerin konteynerlarda kalmayı isteyerek seçmediğini vurgulayan Koçak, “Birçok vatandaşımızın evleri hâlâ teslim edilmemiştir. Teslim edilenlerin önemli bir kısmında ise altyapı, ulaşım, iş imkânı, okul ve sağlık hizmetleri yoktur. İnsanlar sadece dört duvar için değil, hayatın devamı için beklemektedir. Konteynerda kalmak bir keyif değil, mecburiyettir” ifadelerini kullandı.

“ELEKTRİK VE SU VERİLİYOR DİYE İNSANLAR TEMBELLEŞTİ DENEMEZ”

Koçak, “Devlet su ve elektrik veriyor diye insanların ‘para harcama refleksi kayboldu’ demek, sosyal devlet anlayışını tamamen ters yüz etmektir. Depremzedeye verilen destek bir lütuf değil, devletin anayasal görevidir. İnsanlar ayakta kalabilmek için bu desteklere tutunmaktadır” şeklinde konuştu.

“BU ÜLKE, VATANDAŞINI YÜK GÖREN BİR ZİHNİYETLE YÖNETİLEMEZ”

Saadet Partisi Hatay İl Başkanı Fadıl Koçak açıklamasının sonunda şu ifadeleri kullandı:
“Depremzede artık devletin sırtında yük gibi gösterilmeye çalışılıyor. Oysa bu insanlar devletin kendisidir. Depremzedeye ‘rehavet’ diyenler, bir gün olsun enkaz başında beklemiş mi, konteynerde sobasız kalmış mı, çocuğunu çadırda büyütmüş mü sormak gerekir. Bu sözler toplum vicdanında asla karşılık bulmaz. Depremzede yardım değil, adaletli ve kalıcı çözümler beklemektedir.”