Eğilmez'den açıklama: Ekonomik verilere göre piyasa nasıl böyle canlı?

Türkiye’nin önde gelen iktisatçılarından Mahfi Eğilmez bugünkü yazısında 'Ekonomik veriler kötüyse piyasa nasıl böyle canlı olabiliyor?' sorusuna cevap verdi.

EKONOMİ 14.07.2021, 21:40
27
Eğilmez'den açıklama: Ekonomik verilere göre piyasa nasıl böyle canlı?
Eski Hazine Müsteşar yardımcısı ve ünlü iktisatçı Mahfi Eğilmez kendi internet sitesinde ekonomik verilerin kötü olmasına rağmen piyasanın neden canlı olduğuna dikkat çekti. Eğilmez, "Demek oluyor ki gelirlerimiz düştüğü halde birçok alanda talepte artış var ve ekonomi canlılığını koruyor. Bu çelişkili durum nasıl açıklanabilir?" diyerek çapıcı açıklamalarda bulundu.
İşte Mahfi Eğilmez'in 'Ekonomik veriler kötüyse piyasa nasıl böyle canlı olabiliyor?' yazısı:
Bugünlerde en çok karşılaştığımız sorulardan birisi şu: Ekonomik veriler kötü ama piyasaya, sokaklara, eğlence yerlerine, tatil yörelerine baktığımızda öyle görünmüyor. Her yerde para harcayan insanlar var. Bu çelişkiyi nasıl açıklıyorsunuz?
Türkiye’de piyasalara ve insanlara baktığınızda iki farklı dünya görüyorsunuz: Toplumun büyük bölümü ya geçinemiyor ya da borç harç idare ediyor. Buna karşılık bir bölümü de üst düzey bir harcama eğilimi içinde görünüyor. Konut satışları geçen yıla göre biraz düşüş gösterse de hala çok yüksek görünüyor, otomobil satışları rekorlar kırıyor, kentlerdeki alışveriş merkezleri dolup taşıyor, trafik son derecede yoğun görünüyor, tatil yerlerinde yer bulunmuyor, salgın sonrası açılan lokantalar, kafeler dolmaya başlıyor, e-ticaret bütün zamanların en yüksek satışını yapıyor.
Örnek olarak otomobil ve hafif ticari araç satışlarını ele alalım. Aşağıdaki grafikte çubuklar son on yılın, mavi çizgi geçen yılın, turuncu çizgi de bu yılın aylık satış miktarını gösteriyor (Kaynak: Otomotiv Distribütörleri Derneği Haziran 2021 Otomobil ve Hafif Ticari Araç Pazar Değerlendirme Raporu)
Grafikten görülebileceği gibi geçen yılın Haziran ayından itibaren birkaç ay dışında satışlar on yıllık ortalamaların üzerinde, bu yılın ilk altı ayında ise geçen yılın ilk altı ayının oldukça üzerinde seyretmiş görünüyor. Lüks ve lüks üstü olarak sınıflandırılan otomobillerde satış miktarı ilk altı ayda (198.336) geçen yılın ilk altı ayına göre (141.139) yüzde 41’e yakın artış göstermiş durumda.   
Resmi verilere baktığımızda Türkiye’nin GSYH’si 2013 yılında 951 milyar dolar, kişi başına ortalama yıllık geliri 12.480 dolardı. Bugün GSYH yaklaşık 750 milyar dolar, kişi başına gelir ise yaklaşık 9.000 dolar dolayında. Yani gelirlerimiz son yedi yılda yüzde 30’a yakın gerileme sergiliyor. Buna karşılık piyasa yukarıda değindiğimiz gibi son derecede canlı görünüyor.
Demek oluyor ki gelirlerimiz düştüğü halde birçok alanda talepte artış var ve ekonomi canlılığını koruyor. Bu çelişkili durum nasıl açıklanabilir?
(1) Enflasyondan kaçma çabası: TL’nin yabancı paralara karşı yaşadığı değer kaybı, bir başka deyişle sürekli karşılaştığımız kur artışı, fiyatları artırıyor ve enflasyonun daha da artacağı beklentisi yaratıyor. Bu durumda insanlar fiyatlar daha da artmadan bir an önce elindeki arabayı, beyaz ve kahverengi eşyayı, mobilyayı yenisiyle veya daha iyisiyle değiştirmeye çalışıyor. Hatta daha ileri giderek fiyatlar daha fazla artmadan dayanıksız tüketim mallarını da stokluyorlar.
(2) Negatif reel faiz izleniminin yarattığı tüketim artışı: Sokakta kimle konuşsanız enflasyonun açıklandığı gibi yüzde 17,5 değil en az yüzde 30 – 35 oranında olduğunu öne sürüyor. Hangisinin doğru olduğunun önemi yok, önemli olan insanların inandıkları enflasyona göre hareket etmeleri. Bu durumda açıklanan yüzde 17,5 dolayındaki enflasyona inanmadıkları için bankaların mevduata verdiği yüzde 18 - 19 dolayındaki faizi yetersiz buluyorlar ve zihinlerinde oluşan negatif reel faizli yatırım araçlarına yatırmak yerine paralarını gayrimenkul, otomobil, diğer mal ve hizmetlere ya da döviz veya altın alımına yöneltiyorlar.
(3) Kayıt dışı kazançların etkisi: OECD’nin tahminine göre Türkiye’de kayıt dışı ekonomi GSYH’nin kabaca üçte biri oranında ki bu yılda 250 milyar dolar eder. Bunların bir bölümü vergi dışı kalmış kazançlardan bir bölümü de kara para denilen uyuşturucu gibi yasa dışı, vergi dışı ve GSYH dışı kazançlardan oluşuyor. Bu tür paralar kolay harcanıyor (halk arasında ‘haydan gelen huya gider’ diye adlandırılan kategori.) Ayrıca bu paraları aklayarak ekonomiye sokabilmenin en kolay yolu lüks arabalar, lüks konutlar almak, lüks restoranlarda, barlarda en pahalı içkileri içerek en pahalı yiyecekleri yiyerek on binlerce liralık faturalar ödemekten geçiyor.
(4) Kayıt ve sistem dışı varlıkların tampon etkisi: Yukarıda değindiğimiz kayıt dışı kazançlar yıllık kazançları gösteriyor. Bir de yıllardır kayıt içinden veya kayıt dışı olarak elde edilmiş ve kayıt ve sitem dışına çıkarılmış varlıklar var. Bu varlıklar kabaca 300 milyar dolar değerinde altın (kabaca 5.000 ton) ve döviz olarak (yurtiçinde banka hesapları dışında veya yurtdışında kayıt dışı olarak) tutulduğu tahmin edilen yaklaşık 150 milyar dolar olmak üzere toplam 500 milyar doları buluyor. Bu varlıklara sahip olanlar işler kötü gittiğinde kendi varlıklarından kendilerine borç vererek şirketlerine para koyuyorlar. İşler düzelince o paraları, borcu geri öder gibi yapıp çıkarıyor ve yeniden varlıklarına ekliyorlar.
(5) Yabancıların getirdiği dövizler: Türkiye’ye yabancılar kanalıyla döviz girişi söz konusu. Borç ya da kredi dışında gelen dövizlerin bir bölümü gayrimenkul alımına geliyor olsa da bir bölümü nakit ve altın olarak giriyor. Yabancıların Türkiye’de gayrimenkul alımı eski yıllara göre hız kesmiş olsa da geçen yıla göre bu yıl artış var.
(6) Köprüler, otoyollar, hava limanları, kent hastaneleri gibi büyük kamu yatırımlarının yarattığı ekonomi: Bu yatırımlar toplumun sırtına borç yüklemiş olsa da buralarda çalışanların elde ettiği gelirleri harcamaları ekonomide canlılık yaratıyor. (7) Bunlara ek olarak salgının yarattığı ortamın da bazı etkileri var: Toplu taşımadan kaçınmak için krediyle araba alanların, evden çalışmanın avantajıyla yazlık konut alıp işini oradan yapanların yarattığı talep, bunlara örnek olarak verilebilir.
Türkiye’de gelir dağılımında 2019 yılında (son yayınlanan veri bu) 2018 yılına göre ciddi bir bozulma var. Bunu hem Gini Katsayısının 0,41’e yükselmesinden hem de nüfusun en zengin yüzde 20’lik bölümüyle en fakir yüzde 20’lik bölümü arasındaki farkın giderek açılmasından anlıyoruz. 2020 yılında salgının yarattığı etkiyle gelir dağılımındaki asıl bozulmayı büyük olasılıkla 2020 ve 2021 yıllarında göreceğiz. Bu bozulma sonucunda orta sınıfın bir bölümü zenginler kategorisine terfi ederken büyük çoğunluğu yoksullar kategorisine düşmüş durumda. Orta sınıftan geriye kalanlar da aslında tam anlamıyla bir orta sınıf değil, daha çok yoksul olmayanlar grubu.
Bugün karşımızda üç grup insan görünüyor:
(1) Zenginler. Bu grup ikiye ayrılıyor: (a) Öteden beri zengin olan ve parası kayıt içinde olanlar. Bu grup öteden beri lüks yaşamını sürdürüyor ama bu yaşamı sergilemekten kaçınıyor. (b) Kayıt dışı kazançlarla sonradan zengin olanlar. Bunlar zengin olduklarını, sınıf atladıklarını çevreye kanıtlamak için sürekli lüks ve hesapsız harcama yapıyorlar.
(2) Orta halliler: Özel kesimde ve kamu kesiminde nispeten yüksek ücretlerle çalışanlar, serbest meslek sahipleri, küçük çapta işletme sahibi olanlar. Bu kesimin yıllık ortalama geliri toplumun ortalama geliri (9.000 Dolar/Yıl) dolayında bulunuyor. Bunlar zaman zaman çeşitli etkiler altında kredi kullanarak kendileri için nispeten lüks sayılabilecek harcamalar yapıyorlar.
(3) Yoksullar: Bunlar TÜİK’in açıkladığı yoksulluk sınırının altındakileri hatta biraz üstünde olanları da kapsayan bir grup. Bu grupta bulunanlar günlük yaşamlarını sürdürmekte zorlandıkları için çocuklarının eğitimini, ailenin sağlık sorunlarını çözemiyorlar ve ‘sadaka ekonomisi’ denilen yardımlarla yaşamaya çalışıyorlar. Aldıkları yetersiz eğitim bu grupta yer alan insanları, durumlarını kader olarak kabullenmeye, kendileriyle hiç ilgisi olmayan bir takım tuhaf yatırımlarla övünüp avunmaya itiyor.
Bugün geldiğimiz noktada bütün mesele bu yapıyı bu haliyle sürdürebilmenin mümkün olup olmadığında düğümleniyor. Şimdilik görünen o ki kayıt dışı kazanç trafiği kesildiği anda bu yapı alt üst olacak.

Yorumlar (0)
sanalbasin.com üyesidir
Namaz Vakti 04 Şubat 2023
İmsak 06:11
Güneş 07:32
Öğle 12:58
İkindi 15:48
Akşam 18:13
Yatsı 19:29
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 21 51
2. Fenerbahçe 21 45
3. Başakşehir 21 40
4. Beşiktaş 20 39
5. Adana Demirspor 21 38
6. Trabzonspor 21 38
7. Kayserispor 21 32
8. Konyaspor 21 27
9. Gaziantep FK 21 25
10. Alanyaspor 21 25
11. Karagümrük 20 23
12. Ankaragücü 20 22
13. Kasımpaşa 21 22
14. Sivasspor 21 21
15. Antalyaspor 20 21
16. Giresunspor 21 21
17. Hatayspor 20 20
18. İstanbulspor 21 18
19. Ümraniye 21 14
Takımlar O P
1. Samsunspor 21 41
2. Eyüpspor 21 41
3. Bodrumspor 21 38
4. Keçiörengücü 21 37
5. Pendikspor 21 34
6. Rizespor 20 34
7. Bandırmaspor 20 34
8. Sakaryaspor 21 34
9. Boluspor 21 34
10. Göztepe 21 30
11. Manisa FK 20 29
12. Adanaspor 22 25
13. Altay 22 19
14. Tuzlaspor 21 19
15. Erzurumspor 21 18
16. Altınordu 21 17
17. Ö.K Yeni Malatya 21 16
18. Gençlerbirliği 21 13
19. Denizlispor 21 13
Takımlar O P
1. Arsenal 19 50
2. M.City 20 45
3. Newcastle 20 39
4. M. United 20 39
5. Tottenham 21 36
6. Fulham 22 32
7. Brighton 19 31
8. Brentford 20 30
9. Chelsea 21 30
10. Liverpool 19 29
11. Aston Villa 20 28
12. Crystal Palace 20 24
13. Nottingham Forest 20 21
14. Leicester City 20 18
15. Leeds United 19 18
16. West Ham United 20 18
17. Wolves 20 17
18. Bournemouth 20 17
19. Everton 20 15
20. Southampton 20 15
Takımlar O P
1. Barcelona 19 50
2. Real Madrid 19 45
3. Real Sociedad 19 39
4. Atletico Madrid 19 34
5. Villarreal 19 31
6. Real Betis 19 31
7. Athletic Bilbao 20 29
8. Rayo Vallecano 19 29
9. Osasuna 19 28
10. Mallorca 19 25
11. Almeria 19 22
12. Girona 19 21
13. Sevilla 19 21
14. Valencia 19 20
15. Espanyol 19 20
16. Celta Vigo 19 20
17. Real Valladolid 19 20
18. Cadiz 20 19
19. Getafe 19 17
20. Elche 19 6
Whatsap İhbar Hattı