Kimi insanların vefatı, sadece tek bir insanın vefatı değildir.

Bir ses eksilir dünyadan, bir bakış, bir düşünme biçimi…

İoanna Kuçuradi’nin ardından belki de böyle bir sessizlik var şimdi...

4 Ekim 1936’da İstanbul’da doğmuş.

90 yaşına girmesine yalnızca iki gün kala, 2 Ekim 2026’da yine İstanbul’da hayata veda etti.

Hayat, onun için tuhaf bir daire çizdi.

İstanbul’da başladı, İstanbul’da bitti.

Fakat o dairenin içinde yalnızca doksan yıllık bir ömür değil, Türkiye’den dünyaya uzanan büyük bir düşünce yolculuğu vardı.

İstanbul Üniversitesi’nden Hacettepe’ye, Ankara’dan dünyanın felsefe kürsülerine uzanan bir yol…

1969’da Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü’nü kurdu. Kuşaklar boyunca öğrenciler yetiştirdi.

İnsan hakları felsefesine ömrünü verdi.

Türkiye Felsefe Kurumu’nun başkanlığını yürüttü. Uluslararası Felsefe Dernekleri Federasyonu’nun ilk kadın başkanı oldu. Dünya Felsefe Kongresi’ne başkanlık etti. UNESCO’da felsefe ve insan hakları çalışmalarına öncülük etti.

Türkiye’den çıkan bir filozof olarak dünya felsefesinin en yüksek kürsülerinde söz aldı.

Goethe Madalyası’nı, UNESCO Aristoteles Madalyası’nı aldı; uluslararası alanda sayısız ödül ve onurla anıldı.

Fakat bütün bu madalyaların, unvanların ve kürsülerin ötesinde onun asıl meselesi hep aynıydı:

İnsan.

İnsanın değeri.

İnsanın onuru.

İnsanın birbirine yaptığı haksızlıklar.

Ve insanı anlamadan onun hakkında hüküm vermenin tehlikesi.

Belki de Kuçuradi’nin eğitim dünyasına bıraktığı en kıymetli düşüncelerden biri burada saklı.

Biz ölçmeyi değerlendirmek, değerlendirmeyi de değer biçmek zannediyoruz.

Bir çocuğun sınav kâğıdına bir rakam yazıyoruz.

Sonra o rakamların arasından çocukların kaderini okumaya çalışıyoruz.

Oysa Kuçuradi bize, “Değerlendirme, her şeyden önce bir bilgi meselesidir” diyordu.

Ne kadar sade, ne kadar derin bir cümle.

Çünkü bir şeyi değerlendirebilmek için önce onu bilmek, kendi gerçekliği içinde görebilmek gerekir.

Bir talebenin aldığı not, onun belli bir sınavdaki performansı hakkında bilgi verebilir.

Ama o not, çocuğun kendisi değildir.

Bir sınav ölçülebilir.

İnsanın değeri ölçülemez.

Bir diploma başarıyı gösterebilir.

Lakin insanın değerini göstermez.

Kuçuradi’nin rasyonel düşünceye katkısı biraz da buradaydı:

Önce bilgi, sonra değerlendirme; önce görmek, sonra hüküm.

Felsefe eğitimini tarif ederken söylediği bir başka cümle de bugün eğitim sistemimizin duvarlarına asılacak kadar güncel:

“Felsefe eğitimi, eğitilene nereye bakacağını gösteren eğitimdir; baktığı yerde ne göreceğini söyleyen eğitim değil.”

Belki de bize en çok bunu öğretti.

Hazır cevapların dünyasında doğru soruyu sormayı.

Kalabalığın hükmü karşısında düşünmeyi.

Bir insanı bir sıfata, bir nota, bir kimliğe, bir hataya indirgememeyi.

Çünkü insan, hakkında verilmiş hükümlerden daha büyüktür.

Ve belki de bu yüzden onun insan hakları mücadelesi, yalnızca hukuk metinlerinin değil, insan vicdanının meselesiydi.

Şimdi o yok.

  1. yaş gününe iki gün kala sustu sesi.

Belki 4 Ekim’de masasında çiçekler olacaktı.

Belki öğrencileri onu arayacak, dostları doğum gününü kutlayacaktı.

Belki yine o sakin sesiyle teşekkür edecekti.

Hayat ise başka türlü yazdı son cümleyi.

4 Ekim yerine 2 Ekim.

Kutlama yerine sessizlik.

Doğum günü yerine veda.

Ama kimi insanlar takvimlerden daha uzun yaşar.

Kuçuradi’nin hayatı da artık doğum ve ölüm tarihleri arasındaki bir çizgi değildir.

Kitaplarında, öğrencilerinde, yetiştirdiği kuşaklarda, insan hakları mücadelesinde ve dünyaya bıraktığı düşüncede yaşamaya devam edecektir.

Bir gün bir öğretmen bir öğrencinin kâğıdına not verirken onu hatırlayacak.

Bir yönetici bir insan hakkında karar verirken.

Bir hâkim bir hüküm verirken.

Bir gazeteci bir insanı anlatırken.

Ve hepimiz, bize benzemeyen biriyle karşılaştığımızda.

Bir an duracağız.

Çünkü onun sorusu orada olacak:

Gerçekten biliyor musun?

Gerçekten gördün mü?

Yoksa yalnızca ezbere değer mi biçiyorsun?

İoanna Kuçuradi, 90. yaş gününe iki gün kala aramızdan ayrıldı.

Takvim ona doğum gününü göstermedi.

Ama kimi insanlar, kendi doğum günlerinden daha uzun yaşarlar.

Onların asıl doğum günü, düşüncelerinin başka insanların hayatında yeniden doğduğu gündür.

İoanna Kuçuradi’nin düşüncesi de yaşayacak.

Öğrencilerinde, kitaplarında, insan hakları mücadelesinde ve insanı anlamaya çalışan her yeni zihinde…

Bir yıldız da kaydı fikir gökyüzümüzden.

Ardında on binlerce yıldız bırakarak belki.

Selam ile ..