Çoğaltma tutkusu sizi mezarlara varıncaya dek oyaladı (Tekâsür: 102:1)
İnsan doğasının temel dinamiklerinden biri olan güç arayışı, bireyin varoluşsal serüveninde merkezi bir yer tutar.
Alfred Adler’in bireysel psikoloji kuramında vurguladığı üzere, insan sürekli bir aşağılık duygusunu aşma ve hayatta kalma mücadelesi içinde, "üstünlük çabası" güdüsüyle hareket eder.
Ancak bu noktada kritik bir ayrım yapmak elzemdir: Bahsi geçen "güç" kavramı tam olarak neyi temsil etmektedir? Güç, yalnızca başkaları üzerinde tahakküm kurmak mıdır, yoksa bireyin kendi potansiyelini gerçekleştirme yetisi mi?
Hannah Arendt’in ifadesiyle güç, şiddetten farklı olarak kolektif bir eylem ve rıza zeminine dayandığında meşruiyet kazanırken; Bertrand Russell gücü, fiziğin temel kavramı olan "enerji" ile kıyaslayarak sosyal bilimlerin ana itici gücü olarak tanımlar.
Dolayısıyla güç, özü itibarıyla yıkıcı bir hırs olabileceği gibi, doğru kanalize edildiğinde yapıcı bir irade ve toplumsal düzenin teminatı olan haklı bir otoriteye de dönüşebilir.
Rollo May, özellikle 1972 yılında yayımlanan Güç ve Masumiyet adlı eserinde gücün doğasını, şiddetle olan ilişkisini ve insan psikolojisindeki tezahürlerini derinlemesine incelemiştir.
Rollo May, gücü beş farklı ontolojik aşama veya türde sınıflandırmıştır. Bunlar, Sömürücü (Fiziki), Manipülatif, Rekabetçi, Besleyici ve Bütünleştirici güç olarak tasnif edilir.
Fiziki (Sömürücü) Güç
May’in " Sömürücü " olarak adlandırdığı bu tür, gücün en ilkel ve doğrudan biçimidir. Bu güç türünde, bir birey veya grup, diğerini tamamen bir nesne olarak görür ve kendi amaçları doğrultusunda kullanır. Burada karşı tarafın rızası veya iyiliği gözetilmez; sadece fiziksel üstünlük veya zorbalık esastır.
Mesela tarihsel bağlamda kölelik, sömürücü gücün en bariz örneğidir. Bir insanın diğerini mülk olarak görmesi ve fiziksel şiddet tehdidiyle çalıştırması bu kategoriye girer. Güncel bir örnek olarak, bir zorbanın okul bahçesinde kendinden zayıf bir çocuktan zorla para alması, saf fiziki ve sömürücü gücün bir tezahürüdür.
Manipülatif Güç
Manipülatif güç, fiziki güçten farklı olarak doğrudan şiddet içermez ancak yine de başkalarını tahrik etme yoluyla kontrol etme amacı taşır. Bu güç türünde, kişi başkalarını kendi istekleri dışında, genellikle fark ettirmeden belirli bir yöne sevk eder. May, bu gücün genellikle "başkalarının iyiliği için" yapılıyormuş gibi maskelendiğini belirtir.
Bir ailenin çocuğunu suçluluk duygusu hissettirerek mesela “Ben senin için saçımı süpürge ettim” diyerek kendi istediği mesleği seçmeye zorlaması manipülatif güçtür. Burada fiziksel bir darbe yoktur, lakin psikolojik bir baskı ve yönlendirme söz konusudur Devletlerin, özellikle uyguladıkları yumuşak güç stratejileri de buna örnek teşkil edebilir.
Rekabetçi Güç
Rekabetçi güç, başkalarına karşı kazanılan veya başkalarından daha üstün olma çabasına dayanan güçtür. May’e göre bu güç türü, bireyin kendi yeteneklerini geliştirmesine yardımcı olabileceği gibi, başkalarının yıkımı üzerine kurulu olduğunda yıkıcı hale gelebilir. Bu aşamada güç, "benim kazancım senin kaybındır" (sıfır toplamlı oyun) mantığıyla işler.
Bu duruma en somut örnek, seçim dönemlerinde partiler arasında yaşanan rekabettir. Gözlemlendiği üzere bu süreç, kimi zaman yapıcı bir "pozitif rekabet" olarak tezahür ederken, çoğunlukla yıkıcı bir "negatif rekabet" şeklinde karşımıza çıkmaktadır.
Şayet iktidar veya muhalefet, rakip siyasi partiyi bir düşman gibi kodlayıp "şeytanlaştırıyorsa", bu durum demokratik nezaketten uzak bir negatif rekabet örneğidir. Öte yandan, taraflar bu yarışı demokrasinin vazgeçilmez bir gereği ve çoğulculuğun bir yansıması olarak kabul ediyorsa, bu yaklaşım sağlıklı bir pozitif rekabet olarak nitelendirilebilir.
Besleyici Güç
Besleyici güç, başkalarının büyümesini, gelişmesini ve kendi güçlerini bulmasını desteklemek amacıyla kullanılan güçtür. May, bu gücü "başkası için kullanılan güç" olarak tanımlar. Bu aşamada güç, tahakküm kurmak için değil, karşıdaki kişinin potansiyelini ortaya çıkarmak için bir araçtır.
İdeal bir muallim-talebe ilişkisi besleyici güce en iyi örnektir. Muallim, sahip olduğu bilgi ve otoriteyi talebeyi ezmek için değil, talebenin kendi başına düşünebilen bir birey olması için kullanır. Benzer şekilde, bir ebeveynin çocuğuna bisiklet sürmeyi öğretirken onu arkadan tutması, çocuk dengeyi sağladığında ise bırakması besleyici gücün bir uygulamasıdır.
Bu bağlamda cemaatler, hatta topyekûn inanç sistemleri, kendilerini toplumu besleyen manevi birer dinamik olarak konumlandırmalı ve 'hayırda yarışma' ahlakını temel düstur edinmelidirler. Ne var ki, güncel pratiklerin bu ideal beklentiyle her zaman örtüşmediği görülmektedir.
Bütünleştirici Güç
Bütünleştirici güç, May’in hiyerarşisindeki en yüksek ve en olumlu güç aşamasıdır. Bütünleştirici güç, başkalarıyla "karşı karşıya" değil, başkalarıyla "birlikte" hareket etmeyi ifade eder.
Bu güç türü, farklılıkları yok etmek yerine onları bir araya getirerek yeni ve daha büyük bir bütün oluşturur. Bu, sevgi ve yaratıcılıkla en yakından ilişkili olan güçtür.
Mesela başarılı bir orkestra şefi veya bir ekip lideri bütünleştirici gücü kullanır. Her bir müzisyenin veya ekip üyesinin bireysel yeteneği (gücü), ortak bir amaç doğrultusunda birleştirilir ve ortaya tek bir bireyin başaramayacağı kadar güçlü bir eser çıkar.
Toplumsal düzeyde ise, farklı görüşteki insanların ortak bir toplumsal sorun için bir araya gelip çözüm üretmesi bütünleştirici gücün bir yansımasıdır.
Netice-i kelam , Rollo May’in güç kategorileri ile Tekasür Suresi’nin mesajı kesiştiğinde, günümüzün "güç zehirlenmesi" sorunu modern bir putperestlik biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır. May’in "sömürücü güç" olarak tanımladığı, başkasının varlığını hiçe sayan tahakküm biçimi, Tekasür Suresi’nde insanı kabre girene dek oyalayan bir "çokluk yarışı" (el-hâkumüt-tekâsür) olarak tasvir edilir.
Günümüz insanı, dijital beğenilerden finansal portföylere kadar her alanda niceliksel bir biriktirme hırsıyla, niteliksel varoluşunu feda etmektedir. Bu durum, bireyin kendi yarattığı güç illüzyonu içinde boğulmasına ve nihayetinde "yakîn" (kesin bilgi) ile yüzleştiğinde büyük bir hüsrana uğramasına neden olur.
Güç zehirlenmesinden kurtuluşun yolu, May’in önerdiği "bütünleştirici güç" (integrative power) kavramında olduğu gibi, gücü bir başkasına karşı değil, bir başkasıyla birlikte ve etik bir sorumluluk bilinciyle kullanmaktan; Tekasür Suresi’nin uyarısı bağlamında ise, geçici olanın çokluğuna değil, kalıcı olanın anlam ve değerine yönelmekten geçmektedir.
O halde, Tekâsür Suresi'ndeki o ilahi mesajı bir kez daha hatırlayalım:
1-2: Çoğaltma tutkusu sizi mezarlara varıncaya dek oyaladı;
3-4: Ama hayır, yakında öğreneceksiniz; evet, tekrar hayır, yakında öğreneceksiniz;
5-6-7-8: Hayır, eğer kesin bir bilgiyle bilseydiniz - Cehennemi mutlaka görecektiniz; sonra onu gözünüzle de kesin olarak görecektiniz; sonra da o Gün size verilmiş olan her nimetten mutlaka hesaba çekilecektiniz.